Vedat FETAH Kimdir?

Ege Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanlığı bünyesinde kampüs güvenlik sistemleri yöneticisi olarak çalışma hayatıma devam ediyorum. Günlük yaşamda teknoloji ağırlıklı karşılaştığım ve beğendiğim yazıları paylaşmak amacıyla bu bloğu oluşturdum. Umarım birilerinin bilgilenmesini sağlar.

Halen Çalışmakta Olduğum Yer

Halen Ege Üniversitesi Uluslararası Bilgisayar Enstitüsü Binasında Bilgi İşlem Daire Başkanlığın'da çalışmaya devam etmekteyim.

29 Ocak 2015 Perşembe

YouTube, Flash’ı terk etti

YouTube, HTML5’e geçiş sürecini tamamlamaya çok yakın. 2015, bütün tarayıcılar için Flash’ın terk edileceği yıl olacak

youtube Dünyanın en popüler video platformu YouTube, Adobe Flash tabanlı bir hizmet olarak yayın hayatına girmişti. Sunduğu rahat ve pratik online video tecrübesi sayesinde 1 milyar’ın üzerinde kullanıcıya erişen YouTube, eskimeye yüz tutan Flash Player’a çok şey borçlu olsa da, yenilikçi HTML5 sistemine geçmek için çabalıyordu. Android ve iOS işletim sistemlerinin Flash’a mesafeli duruşlarının yanı sıra, Flash’ın bitmek bilmeyen güvenlik açıklarının da bu tercihte payı büyüktü. HTML5’in ABR özelliği, yani kullanıcının internet hızına uyum sağlayan video kalitesi değiştirme fonksiyonu ise YouTube geliştiricilerinin değişime yeşil ışık yakmasının ardındaki temel nedendi. Dünyanın en ağır veri trafiğine maruz kalan ağlarında bile video izlenmesini sağlayan ABR, internet bant genişliği tüketimini %35 oranında düşüren VP9 codec desteği ile birleşince ortaya leziz bir çözüm çıkıyordu. Yenilenen API’lar sayesinde tam ekran video izlemeye de izin veren HTML5, Chrome kullanıcılarının standart YouTube video oynatma teknolojisi olarak Flash’ın yerini aldı. Internet Explorer, Safari ve Firefox tarayıcılarının da yılın ilerleyen dönemlerinde HTML5’e geçmelerine kesin gözüyle bakılıyor.

21 Ocak 2015 Çarşamba

Whatsapp Ban'ı Kendiniz Kaldırabilirsiniz.

Birçok kullanıcı whatsapp+ kullandığı için bugün whatsapp tarafından bloklandı. Bu durumu aşmak için aşağıdaki anlatımla kendiniz aşabilirsiniz.

1. Xmodgames uygulamasını indirin: http://www.xmodgames.com/


2. İndirdikten sonra uygulamayı açıp: More butonuna tıklayın.

3. Menü bölümünden Accelerator seçin.


4. Aşağıdaki whatsapp uygulamasına kadar inin ve yanındaki yeşil butonu kapatarak gri olmasını sağlayın.

5.Xmod games uygulamasını kapattıktan sonra whatsapp uygulamasını açın.

6. Ekrana küçük bir ikon eklendiğini göreceksiniz.

7. İkona tıklayarak zamanı akselare edin. Bunun anlamı ban süresini bitirmek demek. Bundan sonra güle güle whatsapp uygulamanızı kullanın.

Whatsapp Resmi Olmayan Sürümü Kullanan Kullanıcıları Banlıyor!

Whatsapp Resmi Olmayan Sürümü Kullanan Kullanıcıları Banlıyor!
Popüler mesajlaşma araçlarından whatsapp orjinal olmayan sürümünü kullanan kullanıcıları geçici süreyle banlamaya başladı.Whatsapp+ whatasapp uygulamasının eksiklerini düzelten bir grup tarafından yayınlanmaktadır. Bu uygulama ile whatsapp'ta yapamadığın şeyleri yapmanız mümkün. Mesela resimlerinizi karşıya orjinal boyut ve çözünürlüğünde gönderebiliyorsunuz. Kendiniz offline gösterebiliyorsunuz... Görünen o ki whatsapp başkalarının uygulamalarını daha kullanıcı dostu hale getirip kullandırmasına kızmış. Bu engelleme süreci 21 Ocak 2015 gece yarısı 00:00'dan itibaren başladı.
Aşağıdaki resimde de görülen Hintli bir kullanıcının yaşadığı sorunu bir forumda paylaşması üzerine durum ortaya çıkmıştır.
Sanırım whatsapp kullanıcıları bu olaya tepkilerini hızla gösterecektir. 

Süt Hakkında Bilmek İste(me)diğiniz Her Şey !?


Siz hiç süt içen bir inek veya öküz gördünüz mü? Memeden kesilen hiç bir canlı doğal şartlarda süt ihtiyacı duymaz! Doğada hayvanlar yavrularını sütten kesme kurallarını çok net bir şekilde (hırlayıp azarlayarak, hatta gereğinde yavrusunu döverek) belirliyorlar. Ancak her nedense insanoğlu tüm konularda olduğu gibi beslenme konusunda da doğaya ters düşerek kendini sağlıklı tuttuğunu zannediyor. Üstelik içtiğimiz süt insan/ana sütü değil hatta anne inek sütü bile değil. Suni şartlarla süt üretmesi sağlanan canlılardan sömürülen bu sıvı insan metabolizmasıyla bir çok konuda uyumsuz olan inek sütü; diğer yandan insan yavrusunun normal şartlarda 2 yaş sonuna kadar anne sütü alması gerekliliğini de göz ardı ediyoruz..!
İnsanların süt hakkındaki bilgileri ya tamamen yanlıştır yada bilerek yanıltılmışlardır. Sebebi Dünya ekonomisinde inanılmaz yerinin olması, inek sütünün erişkin insanlar için faydasız hatta zararlı olduğu insanlara açıklanırsa ve süt tüketimi durursa çok büyük ekonomik çöküntülerin yaşanacak olmasıdır.
Sütü üreten hayvan bedeni insan bedeniyle uyumsuz bir yapıya sahiptir. Bir buzağı 18 ay sonra tam bir yetişkin haline gelirken, insan buna 18 yılda ulaşır. Bu bile sütün aslında bizim bedenimize göre farklı olduğunu gösterir.
Sütün içinde kazein diye bir madde vardır ve insan midesi bunun asla tamamını sindiremez. Bir bebek midesi bile ancak %40’ını sindirebilir. Ayrıca süt ince barsakta balgam yapar ve gözenekleri tıkar. Buradaki sindirimi de engeller yani.
Ayrıca sütte yüksek oranda kalsiyum olduğu rivayeti de deneylerle ispatlanmış bir yalandır. Yapılan bazı klinik deneylerde 1500 çocuğun üzerinde yapılan bir araştırmada süt içenlerle içmeyen çocukların arasında kalsiyum bakımından önemli bir farkı olmadığı görülmüştür.
“Doğulular ve Afrikalılar geleneksel olarak, müshil amaçlı kullanımı hariç sütten uzak durmuşlardır. Ama batı dünyasında insanlara hayatları boyunca her gün süt içmeleri söylenir.”
Doğaya baktığımızda, yavruların sütten kesildiği zamana kadar yalnızca sütle beslendiğini görürüz, çünkü sindirim sistemi buna uygun şekilde tasarlanmış. Sütün sindirimini sağlayan laktaz enziminin, ergenliğe geçişle birlikte insan sisteminden kendiliğinden yok olması; yetişkin insanların süte besin olarak kaplanlardan ya da şempanzelerden daha fazla ihtiyacı olmadığını gösteriyor.
İddia şu: Yetişkinlerin vücudu sütü sindirmeye uygun değildir. Bu ne demek? Şu demek: Erişkin yaşta süt, sindirim sistemini bozar. Neden? Çünkü çocuklarda olan fermentler ve enzimler (laktoz, kazein, vs.) yetişkinlerde yeterli miktarlarda yoktur. Bu durumda ne olur? Vücutta gaz birikimi ve yumuşak gaitaya (büyük abdest), karın ağrılarına, şeker hastalığına, kalp ve damar hastalıklarına ve hatta yaşlı kadınlarda şimdiye kadar bilindiğinin aksine kemik erimelerine sebep olur. Süt içende vücutta zararlı fermantasyonlar ve oksidasyonlar (zararlı kimyasal reaksiyonlar) oluşur. Bu de ne demektir? Serbest radikaller demek. Peki serbest radikal ne demek? Çabuk yaşlanma demek! Yani süt bir yaşlanma nedeni.
Süt, çiğ olarak tüketildiğinde tam protein besin olmasına rağmen yağ da içerdiği için kendinden başka bir besinle zor karışır. Buna rağmen günümüzde yetişkinler diğer yiyecekleri devamlı soğuk sütle “yıkarlar”. Süt mideye girdiğinde hemen kesilir ve mevcut başka bir yiyecek varsa kesilmiş süt tanecikleri diğer yiyecek taneciklerinin etrafında pıhtılaşır, onları mide özsularından yalıtırak sindirimi geciktirir, çürüme başlangıcına ortam sağlar. Bu yüzden süt tüketimi ile ilgili ilk ve en önemli kural şudur: “Ya tek başına iç, ya da içme.”
-Pastörize ve homojenize süt dehşeti!
Bugün süt, içindeki doğal enzimleri yok eden ve nâzik proteinleri değiştiren pastörizasyonun her yerde uygulanması yüzünden, daha da sindirilemez hâle gelmiştir.
Çiğ süt, sütün sindirimini sağlayan laktaz ve lipaz aktif enzimlerine sahiptir. Canlılığını yitirmiş laktazı ve diğer aktif enzimleri içeren pastörize süt, yetişkin mideler tarafından gerektiği gibi sindirilemez.
Şişeyle beslenen bebeklerin yaşadığı karın ağrısı, pişik, solunum rahatsızlıkları, gaz ve diğer rahatsızlıkların da gösterdiği gibi çocuklar bile bu konuda sıkıntı çeker. Enzimlerin eksikliğinin ve hayâtî proteinlerin değişmesinin, sütteki kalsiyumu ve mineral elementleri erittiği de kuşku götürmez.
1930’larda Dr. Francis M. Pottenger, pastörize ve çiğ sütle beslenmenin 900 kedi üzerindeki etkilerine ilişkin 10 yıllık bir çalışma yürüttü. Bir grup yalnızca çiğ süt alırken, diğer grup aynı kaynaktan alınan pastörize sütle beslendi.
Çiğ süt içen grup kuvvet bularak büyüdü, hayatı boyunca sağlıklı, aktif ve canlı kaldı ama pastörize sütle beslenen grup kısa süre sonra durgun, sersem ve normalde insanlarla ilişkilendirilen kalp krizi, böbrek yetmezliği, tiroit bozukluğu, solunum rahatsızlıkları, diş kaybı, kemik zayıflığı, karaciğer iltihabı gibi kronik yozlaştırıcı rahatsızlıklara karşı savunmasız hâle geldi.
Ama Dr. Pottenger’in en çok dikkatini çeken ikinci ve üçüncü nesillere olanlardı.
Pastörize sütle beslenen grubun yavrularının hepsi pastörize sütten kalsiyum emiliminin olmadığını gösteren zayıf ve küçük dişler, kalsiyum eksikliğinin açık ifadesi olan güçsüz kemiklerle doğdular. Çiğ sütle beslenen grubun yavruları ebeveynleri gibi sağlıklı kaldı.
Pastörize sütle beslenen grubun üçüncü kuşak yavrularının birçoğu ölü doğarken, kurtulanlar ise kısırdılar ve üreyemiyorlardı. Çiğ sütle beslenen grup soyunu sürdürürken, pastörize sütle beslenen grupta dördüncü nesil olmadığı için deney bitmek durumunda kaldı.
Eğer bunlar pastörize sütün zararlı etkilerinin yeterli kanıtı değilse, ticârî süt endüstrisinin kabul etmekten tiksindiği, kendi annelerinden alınan pastörize sütle beslenen buzağıların genellikle 6 hafta* içinde öldüğü gerçeğini dikkate alın.
Çiğ sütün lehinde, pastörize sütün aleyinde bulunan bu gibi bilimsel kanıtlara ve yirminci yüzyılın başlarına kadar insan türünün çiğ sütle beslendiği gerçeğine rağmen bugün Amerika’da birkaç eyalet hariç çiğ süt satmak yasal değildir.
Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış süt, insan ömrünü uzatmada hiçbir fayda göstermezken; sütü pastörize etmek raf ömrünü uzattığından süt endüstrisi için daha kârlıdır. Dahası, pastörizasyon hepsini olmasa da bazı tehlikeli mikropları öldürerek sıhhî olmayan mandıralardaki hasta ineklerden alınan sütü göreceli olarak “zararsız” hâle getirir ve bu da süt endüstrisinin mâliyetlerini azaltır.
Dr. Pottenger’in pastörize sütle beslenmiş kedilerinin kısırlaşması ve gücünü yitirmesi için yalnızca üç kuşak geçmesi yeterli olmuştur. Amerikalıların ve Avrupalıların neredeyse aynı sayıdaki kuşağı pastörize sütle beslenmiştir. Bugün, kısırlık Amerikan çiftleri için başta gelen sorunlardan biriyken; kalsiyum eksikliği de öyle yayılmıştır ki,
Amerikalı çocukların yüzde doksanı kronik diş çürümesi sorunuyla karşı karşıyadır.
İşin daha kötüsü, şimdilerde kaymağının ayrılmasını önlemek için süt “homojenize” ediliyor. Bu, yağ moleküllerinin sütün geri kalanından ayrılmayacağı noktaya kadar mayalanmasını ve öğütülmesini gerektiriyor. Ama aynı zamanda bu durum, süt yağının küçük parçacıklarının ince bağırsağın duvarından kolayca geçmesine izin vererek, doğal niteliğini kaybetmiş yağ ve kolestrolün vücut tarafından emilme miktarını büyük oranda arttırıyor.
Aslında homojenize sütten, saf kremadan aldığınızdan daha fazla süt yağı alırsınız!
-Besin’mi zehir’mi?!
Kemik erimesi rahatsızlığı olan kadınların pastörize süt ürünleri ile ilgili gerçekleri dikkate almaları gerekir. Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu süt, bu durumu önlemek için yeterince kalsiyum sağlamaz.
Büyük miktarlarda pastörize süt ürünleri tüketen Amerikalı kadınlar, dünyanın en yüksek sayıdaki kemik erimesi vakalarından muzdariptirler.
Örneğin, çiğ lahana; herhangi bir miktar pastörize süt, yoğurt, çiftlik peyniri veya doğal niteliği bozulmuş diğer süt ürünlerinden daha fazla kalsiyum sağlar.
Kuzey Dakota’nın Grand Folks şehrindeki İnsan Araştırma Merkezi’nde yapılan yeni çalışmalar gösteriyor ki, boron elementi kalsiyumun besinlerden emilmesinde ve kemik yapımında kullanılmasında temel bir role sahiptir.
Daha da dikkate değer bir nokta şudur: Yeterli miktarda boron verildiğinde kadınların kanındaki östrojen seviyesi, Batı’da kemik erimesine karşı genel bir geçici önlem olan östrojen yenileme terapisine duyulan ihtiyacı ortadan kaldırarak, iki katından daha fazla arttı. Boronu nereden bulabiliriz?
Özellikle elma, armut, üzüm, fındık, lahana ve diğer lifli sebzeler gibi kasiyumu da bulduğumuz taze meyve ve sebzelerden. Doğa zaten ihtiyacımız olan hayâtî besin kaynaklarının tümünü birbirini tamamlayan şekilde bolca sağlamıştır ama insan onları öldürene kadar pişirmekte ve işlemekte ısrar eder ve sonra diyetinin neden “işe yaramadığını” düşünür durur.
Yetişkinler harika bir besin olan çiğ sütü temin edemedikleri sürece, günlük diyetlerinde yer alan sütü yeniden gözden geçirmelidirler.
Çocukları “güçlü ve sağlıklı” büyüsünler diye pastörize sütle tıka basa doldurmak düpedüz deliliktir, çünkü en basitinden, onlar içindeki besinleri ayrıştıramazlar.
Aslında, doğal niteliğini yitirmiş süt ürünleri, bağırsakları tabaka tabaka balçık gibi çamurla tıkayarak organik besinlerin emilimine engel olduğundan; erkekler, kadınlar ve çocuklar diyetlerindeki tüm pastörize süt ürünlerini çıkarmalıdırlar.
İnek sütü buzağılar içindir ve bebekler de sütten kesilene kadar anne sütüyle beslenmelidir. Doğa her iki tip sütü ve sindirim sistemini buna göre tasarlamıştır.
-Pastörize süt içen buzağılar ölüyor
Anne ineğin pastörize sütü ile beslenen buzağıların genellikle 6 hafta içinde öldüğü bilimsel olarak belgelenmiştir ki, bu da pastörize inek sütünün buzağı için olduğu gibi, insan için de sağlığa yararlı ve hayat veren bir besin olmadığını gösterir. Buna rağmen, yetişkin insanlar doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu salgıyı hem bebeklerine içirirler hem de kendileri tüketirler. İnek sütü, insan sütünün 4 katı protein ve sadece yarısı kadar karbonhidrat içerir. Pastörizasyon, inek sütünün içinde bulunan yoğun proteinin sindirilmesini sağlayan doğal enzimi yok eder. Böylece; bu fazla süt proteini, bağırsakları çamurla tıkayarak, insanın sindirim yolunda çürür.
Bu çamurun bir kısmı kana sızar. Süt ürünlerinin günlük tüketimleriyle bu kokuşmuş çamur biriktikçe, vücut çamurun bir kısmını deriden (sivilce, leke ile) ve ciğerlerden (nezle ile) dışarı atarken kalanı içeride iltihaplanır, enfeksiyonlara sebep olan mukoz oluşturur, alerjik tepkilere yol açar, eklemleri kalsiyum tortularıyla sertleştirir.
-Süt’ün metabolizma üzerindeki olumsuz etkilerinden bazıları
Kronik astım, alerji, kulak enfeksiyonları ve sivilcenin birçok çeşidi süt ürünlerini diyetten çıkarmakla kolayca iyileştirilebilir.
İnek sütü ürünleri özellikle kadınlar için zararlıdır. Süt kadınların vücudundan dışarı akmalıdır, içeri değil. Pastörize inek sütünün kadınları güçten düşüren etkileri, süt üretimini arttırmak için ineklere enjekte edilen sentetik hormonlarla daha da şiddetlenir. Bu kimyasallar titizlikle dengelenmiş dişi endokrin sistemine çok zarar verir.
Besin ve İyileşme (Food and Healing) adlı kitabında besin terapisti Anne Marie Colbin süt ürünlerinin kadınlar için yarattığı felaketi şöyle açıklar: “Süt, peynir, yoğurt ve dondurma gibi süt ürünlerinin tüketimiyle; yumurtalık tümörünü ve kistlerini, vajinal akıntıları ve enfeksiyonları da kapsayan dişi üreme sistemindeki çeşitli hastalıklar kuvvetle bağlantılıdır.
Bu bağlantının, süt ürünlerinin tüketimine son verdiklerinde problemlerin azaldığını veya yok olduğunu bildiren tanıdığım sayısız kadın tarafından defalarca doğrulandığını görüyorum. Lifli tümörlerin geçtiğini veya dağıldığını, rahim kanserinin durduğunu, adet düzensizliklerinin düzeldiğini duyuyorum. Kısırlık bile bu yaklaşımla birkaç örnekte ortadan kalkmış görünüyor.” Birçok kadın ve erkek, doktorları iyi bir kalsiyum kaynağı olduğunu söylediği için süt ürünleri tüketiyor. Bu bâtıl bir tavsiyedir.
Doğrudur, 100 gramında 33 gram kalsiyum bulunan insan sütü ile karşılaştırıldığında, inek sütü her 100 gramında 118 mg kalsiyum içerir. Ama ayrıca, inek sütü 100 gramında insan sütünde 18 mg bulunan fosfordan 97 mg içerir. Fosfor, sindirim yolunda kalsiyum ile birleşir ve aslında kalsiyumun emilimini önler.
New York Devlet Üniversitesi tıp merkezinin pediatri bölüm başkanı Dr. Frank Oski şöyle diyor: “Yalnızca Kalsiyum-Fosfor oranı 2-1 olan besinler temel kalsiyum kaynağı olarak kullanılmalıdır. İnsan sütünün oranı 2.35’e 1, inek sütününki yalnızca 1.27’ye 1. İnek sütü ayrıca 100 gramında 16 mg sodyum içeren insan sütü ile karşılaştırıldığında 50 mg sodyum içerir, yani süt ürünleri muhtemelen modern batı dünyası diyetinin en yaygın aşırı sodyum kaynaklarından biridir.”
Bununla beraber, inek sütü daha iyi sindirilen ve sağlığa yararlı olan diğer besinler kadar iyi bir kalsiyum deposu değildir.
100 gramında 118 mg kalsiyum bulunan inek sütünü bazı besinlerin 100 gramı ile karşılaştırın:
Badem (254 mg),
brokoli (130 mg),
kıvırcık lahana (187 mg),
susam tohumu (1,160 mg),
bir tür su yosunu olan kelp (1,093 mg)
ve sardalya balığı (400mg).
-Kemik erimesi (osteoporoz) ve süt:
Süt tüketimi kemik erimesi için bir tedavi olarak doktorlar tarafından tavsiye ediliyor ama gerçeğin tümüyle farklı olduğu söyleniyor. En son görüşlere göre ağızdan kireç (kalsiyum) alımı ile kemik erimesi önlenemez. Kirecin vücuda girişi değil vücut tarafından alınımı önemli. Bunu da mümkün kılan ve hızlandıran Calcitonin ve Provitamin D denen hormonlar. Kilolarla kireç yesek belki zehirleniriz, böbreklerimizde taşlar oluşur, kalbimiz düzensiz atar ama kemiklerimizde fazla bir düzelme olmaz. Günlük gıdalarımızla sebze ve meyvelerden aldığımız kalsiyum yeterlidir. (Brokoli mesela) Esas olan kirecin vücuda girmesini sağlayan hormonlardır. Düzenli beslenmenin yanı sıra kemiklerdeki kan dolaşımını arttırıcı spor ve masajlar daha faydalıdır.
Harvard Üniversitesinde 75.000 kadın hastada 12 sene süre ile yapılan bir araştırmada (Feskanich D, Willet C, Stampfer MJ, Golditz GA. ” Milk, dietary calcium and bone fractures in women; a 12 year prospective study “. American Journal of Public Health) kemik kırıklarında ve kemik erimesinde bir azalma görülmemiş. Hatta fazla kalsiyum alanlarda daha fazla kemik kırıkları meydana geldiği gözlenmiş. Tıpta ki en son görüş şu: Sodyumlu gıdaları (sofra tuzu, gazozlu içecekler ve bazı maden suları, sucuk-sosis gibi konserve et ve diğer konserve gıdalar) ve et mamullerini azaltırsanız, bol sebze, yoğurt, peynir ve meyve yer iseniz, günlük kalsiyum ihtiyacınızı salata ve taze yeşil sebzelerden, meyve ve sebze sularından elde ederseniz kemikleriniz erimeyecek ve kırılmayacaktır.
Kemik erimesine gelirsek, bunun daha çok beslenmedeki kalsiyum eksikliğinden değil, özelikle şeker gibi kemiklerden ve dişlerden kalsiyumu süzen beslenme etkenlerinden kaynaklandığını görürüz. Şeker, et, rafine nişasta ve alkolün tümü, kanda sürekli bir asit ortamı yaratır ve asidik kanın kemiklerden kalsiyumu çözdüğü bilinir.
Osteoporozu düzeltmek için en iyi yol, yukarıda belirtilen süt ürünü haricindeki kalsiyumca zengin besinleri tüketirken aynı zamanda kemiklerden kalsiyum çalan asit arttırıcıları diyetten çıkarmaktır. 3 mg boron minerali takviyesinin de kemiklerin kalsiyumu emmesine ve tutmasına yardım ettiği görülür.
-Kalp-damar hastalıkları ve süt:
Süt kalp krizlerini ve damar sertliği riskini arttırdığı da iddia ediliyor. Neden? Çünkü süt ve süt mamulleri (tereyağı, peynir ve yoğurt) yüksek miktarda kolesterol ve yağ içerirler. Bu da damarların kireçlenmesine ve kalp hastalıklarına yol açar. Süt, çok fazla miktarlarda içilirse kanser riskini de arttırdığı söyleniyor. İçerdiği ettiği çok kuvvetli proteinler nedeni ile meme, bağırsak ve prostat kanseriyle ilişkili bulunuyor. Meme ve prostat kanseri hastalarının kanında yüksek dozda bir büyüme hormonu olan (IGF-1) çok fazla olarak mevcuttur. Bu hormon aynı zamanda sütte de çok fazla miktarlarda mevcuttur. (Daha çok süt versin diye ineğe verilen rBGH hormonu yüzünden. Avrupa’da yasak, Türkiye’deki durumu bilmiyorum) Bazı doktorlar bu büyüme hormonun kansere zemin hazırlayabileceğini öne sürüyor. Çok süt içenlerin de kanında bu hormona fazlaca rastlanmakta.
-MS, kireçlenme,aizheimer
Multiple Skleroz (MS) nedenlerinden biri olarak alınan yüksek proteinler, dolayısıyla inek sütü düşünülmekte. Sütte bulunan aşırı D vitamini kirecin hücre dışı yerleşmesini hızlandırıp vücutta kireçlenmelere sebep olduğu da biliniyor. D vitamini ayrıca vücutta alüminyum birikmesine dolayısıyla Alzheimer hastalığına neden olmakta.
Peynir ve yoğurtta fermantasyon vücut dışında olduğu için fazla bir zarar söz konusu değil çünkü laktatiar artık parçalanmıştır ama yine de yüksek protein ve yağların fazla tüketimini sağlığa pek o kadar yararlı değil. Tavsiye edilen yağ miktarı % 30’u geçmeyen peynir ve % 3,5’i geçmeyen yoğurtları fazla olmamak kaydı ile tüketmek. Ayrıca piyasaya yeni çıkmaya başlayan laktozsuz sütler de bir yere kadar çare olabilir. ”
-Süt alerji nedenidir
Sürekli gazdan, yorgunluktan veya baş ağrısından mı şikayetçisiniz? Veya depresif misiniz? Belki de nedeni süt alerjisidir. İnsanlar farkında değil ama süt alerjisi en fazla görülen alerji tiplerinden. Belirtileri hafif bir mide-barsak şikayeti ya da gaz birikimi olabileceği gibi, astıma kadar varan solunum sistemi şikayetleri de olabilir. Egzama ve ciltte kızarıklıklar, uzun süren burun akıntıları ve sinüzit iltihapları, ağız ve burun içinde kapanmayan yaralar, migren ve migrene benzer baş ağrıları, eklem ağrıları ve hatta DEPRESYONLAR süte ve süt mamullerine karşı reaksiyonlar olarak sayılıyor. Süt içenlerin yorgunluk hissetmeleri laktatların bağışıklık sisteminin düzenini bozmalarından kaynaklanır. Peynir ve yoğurtta laktat fermente olduğundan (parçalandığından) süt gibi zararlı değildirler.
“Geleneksel Çin tıbbı açısından bakarsak, süt bir çeşit “cinsel öz”dür. İnsan türünün başka bir türün cinsel özünü içmesi özellikle kadınlar için sadece hastalığa yol açar, çünkü içerdiği hormonlar insanın endokrin sisteminin hassas dengesini bozar.”
Eğer süt ürünleri içmekte ısrarlıysanız, en iyi tercihiniz insan sütünün besinsel karışımına ve dengesine yaklaşan “keçi sütü” olmalıdır. İnek sütünden yapılmış yegane tehlikesiz ürünler sindirilebilen bir yağ olan taze tereyağı, laktobakteri tarafından sizin için önceden sindirilmiş taze mayalanmış yoğurttur. Ama bunlar bile mâkul ölçülerde ve mümkünse çiğ, pastörize olmayan sütten yapılmış olmalıdır.
Kaynak:
-www.hps-online.com / Food & dieting/The science of food combining
-Milk and dairy www.hps-online.com/Food & dieting /Food profiles
-Robert Cohen “MILK: The Deadly Poison. Argus Publishing
http://gulernameste.blogcu.com/pastorize-sutun-zara…/1148526
http://www.turkforum.net/1108717423-sutun-zararlari-sut-sag…
Yazının sahibi: Buket Topakoğludur…

18 Ocak 2015 Pazar

Pil ile Doğada Nasıl Ateş Yakılır...

Doğa yürüyüşünde ya da kampta mutlaka hepimizin yanında pil oluyor. Ya el fenerinin, ya kafa fenerinin, ya radyonun pilleri gibi.. Bu piller AA, yani halk arasındaki tabiri ile, kalın kalem pil  ile ateş yakabiliriz.  İhtiyacımız olan diğer şey ise bir sakız ya da çikolatanın folyolu kağıdı.
Sakız kağıdını 1 parmak kalınlığında uzun şerit halinde kesiyoruz.  Sonra bu şeridi ikiye katlayıp, orta tarafından bir yerden, kat yerine doğru keserek, şeridin orta kısmını iyice inceltiyoruz. (Bu ince kısım ateş alacaktır)
Daha sonra bu şeridin parlak tarafı pile değecek şekilde, uçlarını pilin artı ve eksi uçlarına değdiriyoruz. İncelttiğimiz bölgeden kağıdın hemen ateş aldığını göreceksiniz. Tabi bunu AA pilden büyük tüm piller ile de yapabiliriz.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Doğrucu Davut 10. Köyden Bildiriyor...

11 Ocak 2015 Pazar

Centos 7 fail2ban iptables chain sorunu

Bu sorunu aşmak için aşağıdaki adımları izlemeniz yeterli.

1. Önce metin editörü ile şu dosyayı açın: /etc/fail2ban/filter.d/common.conf
2. Şu satırı bulun : __prefix_line = \s*(?:\S+ )?(?:@vserver_\S+ )?%(__daemon_combs_re)s?\s*
3. __prefix_line = .*? satırı ile değiştirin.
Sorununuz çözülmüş olacaktır.

9 Ocak 2015 Cuma

Glasswire Güvenlik Duvarı.

GlassWire programı, bilgisayarında ücretsiz bir firewall yani güvenlik duvarı kullanmak isteyen kullanıcıların tercih edebilecekleri seçenekler arasında yer alıyor ve hem kolay kullanılır yapısı hem de sıkı güvenlik önlemleri sunması sayesinde ilginizi çekecektir. Windows’un kendi içerisinde gelen güvenlik duvarının yetersizliğini dikkate alırsak GlassWire’ın sunabildiklerine gelin birlikte göz atalım.
Programın aktif olarak internet bağlantınız üzerinden gerçekleşen işlemlerin kaydını tutması ve şüpheli bir işlem farkettiğinde bunu durdurarak size bilgi vermesi sayesinde bilgisayarınıza bulaşmış olan zararlı yazılımlara karşı aktif bir engellemede bulunabiliyorsunuz. Bazı antivirüs programlarının ağ gözetiminin yetersiz olabilmesi ve bu nedenle tüm tehditleri durduramaması sebebiyle GlassWire’ı ana antivirüs yazılımınıza destek olacak bir araç olarak kullanabiliyorsunuz.
Ağ bağlantısını gözlemlemek dışında programın el atabildiği diğer konuları listelemek gerekirse;
  • Sistem dosyası değişiklikleri
  • Uygulamalardaki değişiklikler
  • ARP spoofing işlemleri
  • DNS değişiklikleri
  • Uzak bilgisayar izlemesi
  • Dileyen kullanıcılar kayıt dışına çıkarak ağ aktivitelerinin kaydının tutulmamasını da sağlayabiliyor ve böylece denemeler, gizlilik gerektiren durumlar gibi hallerde isteyerek güvenlikten biraz feragat edebiliyorlar.

    5 Ocak 2015 Pazartesi

    Yeni Programlama Dili Hack.

    Hack, HHVM ekibi (Facebook) tarafından geliştirilen bir programlama dili.
    Facebook, geliştiricilerin işini kolaylaştırmak ve bug'ları kolay tespit etmek için oluşturduğu yeni programlama dili Hack'i duyurdu.
    Detaylı bilgiyi https://code.facebook.com/posts/264544830379293/hack-a-new-programming-language-for-hhvm/ adresinden alabilirsiniz. Geliştiricilerin hatasız kodlama yapmalarını sağlamak ve işlerini daha kolaylaştırmak için , yeni programlama dili olan Hack'i duyurdu.
    Konu ile ilgili olarak ReadWrite ile yaptığı röportajda Facebook Hack ekibinin yöneticisi Bryan O'Sullivan; bundan 10 yıl önce Facebook'un, hızlı bir şekilde interaktif web sayfaları geliştirmek için kullanılan PHP ile yola çıktığını, ancak şirket büyüdükçe PHP yönetilmesi zor ve geliştiricilerin hata yapmasına müsait olan bir programlama dili haline geldiğini belirtti. Rahat bir şekilde yönetilmesi ve geliştiricilerin hata yapmasını minimuma indirebilmesi için Hack'i geliştirdikleri belirtildi.
    Yapı olarak PHP ile neredeyse birebir aynı ancak return türleri/türler üzerinde çok durmuşlar. Birçok PHP scriptinin şuan Hack ile uyumlu olduğu söylenmekte.
    Vakti olmayanlar için bazı özelliklerini yazayım:
    - Compiled değil. Runtime esnasında çalışıyor.
    -
    -  "Variable variable" ve extract() gibi ne kadar gereksiz ve bad practice şey varsa kaldırmışlar. Listesi burada: http://docs.hhvm.com/manual/en/hack.unsupported.php
    - Fonksiyonun return tipi önceden belirtilebiliyor. (örn function fonksiyon(int $x): string {} //fonksiyon string döndürecek
    - Hatalar anlık gösteriliyor. Örneğin bir fonksiyonun int döndürmesi gerekirken string döndürüyorsa bu hata önceden yansıyor. (IDE ve lint pluginleriyle normal PHP'de de bu tür hatalar yakalanıyor ancak tam emin olamadım.)
    - ? ile nullable yapılabiliyor. (örn function fonksiyon( ?int $x )) //nullable
    - Yeni collection türleri var. (Vector, Set and Map) PHP'de object ve array var.
    - Koleksiyonların içerikleride tür olarak belirtilebiliyor. (örn Vector, sadece int değerlerine sahip olan Vector türü anlamına geliyor)
    - Vector'ler birer object. Lambdalarda kullanımı kolaylaştırıyor. ( return $v->map($x ==> $x * 2); Her bir vektör değerini 2 katına çıkarıyor. Vectorlerde, clear, isEmpty gibi methodlar var.
    - Class üyelerinin initlenmesi mecburi olmuş. Örn. aşağıdaki sınıf çalışmayacak çünkü $y değeri initialize edilmedi.
    class Point {
    
      private float $x;
      private float $y;
    
      public function __construct(float $x, float $y) {
        $this->x = $x;
      }
    }
    - Yeni bir syntax ile artık sınıf üyeleri otomatik olarak intialize edilebiliyor. Yukarıdaki örneğin aynısı:
    public function __construct(
        private float $x,
        private float $y
      ) { }
    // $this->x = $x yapmaya gerek yok. 
    - Kendi veri tiplerimizi oluşturabiliyoruz.
    - type kullanarak alias yaratabiliyoruz. (type Matrix = Vector>);
    - shape kullanarak değişmeyen anahtarlar oluşturabiliyoruz.
    type my_shape = shape(
      'field1' => int,
      'field2' => bool,
    );
    shape('field1' => 1); //doğru
    shape('field1' => "Deneme"); //yanlış
    - XHP ile otomatik XSS protection var. (Bana kalırsa gereksiz.)
    function build_paragraph(string $text, string $style): :div {
      return
        <div style={$style}>
          {$text}</p>
        </div>;
    }
    - Opaque (anlaşılmaz) türler var. Örnekle anlatmak gerekirse, "newtype user_id = int;" ile yeni bir "tür" oluşturuyoruz. Bu scope içerisinde "user_id" kullandığımız herhangi bir yerde bu türün "int" olduğu belirtiliyor. Ancak scope dışarısına çıktığımızda, "user_id" ye erişmeye çalıştığımızda bunun bir Opaque (anlaşılmaz/bulutlu gibi anlamları var) tür olduğu belirtiliyor.
    - <>  kullanarak methodların kalıtımla eklenmiş olmasını şart koşabiliyoruz.
    class MyBaseClass {
      public function get_user(): MyUser {
        return new MyUser();
      }
    }
    
    class MyDerivedClass extends MyBaseClass {
      <<Override>> public function get_user(): MyUser { //get_user methodu kalıtım yoluyla bırakılmış olmalı. (MyBaseClass sınıfından)
        return new MyUser();
      }
    }
    - Sınıflarımızda "require extends" veya "require implements" kullanarak, bu sınıfı kullananmak isteyen sınıfın mutlaka SınıfAdı sınıfını extend/implement etmiş olmasını şart koşabiliyoruz.
    class C { protected function bar(): void {} }
    interface I { public function foo(): void; }
    
    trait T {
      require extends C; //eğer bu olmasaydı $this->bar çalışmayacaktı
      require implements I;
    
      public function do_stuff(): void {
          $this->bar(); // Erişebiliyoruz çünkü "require extends" kullandık
           $this->foo();
      }
    }
    - Async desteği mevcut. (PHP için Ratched ve React var ama dil içerisinde olması çok daha güzel)
    Benim en çok beğendiğim özellik yeni constructor syntaxı. Keşke PHP'de de bu tür özellikler olsa. Hatta bununla beraber Ruby'nin attr_accessor özelliğini veya C#'ın get; set; özelliğini alsalar tadından yenmez. 
    Şirket resmi olarak Hack diline geçen sene geçiş yapmıştı. Şimdi ise bu Hack'in açık kaynak kodlarını herkese açmış bulunuyor.
    Facebook Hack
    Facebook Hack
    Facebook Hack'in en önemli özelliği ise programlarda hatalara yol açan ve istenmeyen sonuçların ortaya çıkmasına sebep olan bug'ları direkt olarak engellemek. Konu ile ilgili olarak O'Sullivan, PHP sisteminin program çalışırken hiçbir müdahalede bulunamadığını ve site çalışır durumdayken sadece mantıksal hataların bulunabildiğini belirtti. Hack'de ise bu hataların önceden tespit edilebildiğini ve bu sayede hataların hızlı bir şekilde saptanabildiğini belirtti.
    Facebook tarafından geliştirilen Hack, yine bir Facebook teknolojisi olan ve PHP kodlarını native kodlara dönüştüren HipHop Virtual Machine (HHVM) üzerinde çalışıyor. Bu da Facebook'un tamamen kendi sistemine döndüğü anlamına geliyor.
    Facebook'un programlama dili olarak tanımlanan Hack, PHP dili ile oldukça benzer özellikler tanıyor. PHP ile aynı yazılım tabanında çalışacak olan Hack, bu sayede PHP geliştiricilerinin kolaylıkla öğrenebilmesini sağlayacak.
    Hack dilini denemek ve daha fazla bilgi almak isterseniz hacklang.org adresini ziyaret edebilirsiniz.
    Kaynak: Laravel Türkiye Forumları, Webmastro


    Paylaş

    Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites