2 Mart 2015 Pazartesi

Propolis Nedir?



Propolis nedir? 

Propolisin faydaları neler?
Propolis nasıl kullanılır? 
Propolisin yan etkileri var mı? 
Propolisi kimler kullanmalı?

Propolis Nedir?

Propolis en genel tanımı ile aslında doğadaki en güçlü koruyucu, kapatıcı, temizleyici ve en güçlü antibiyotik maddedir. Direk olarak mutlaka 2 yaşından büyük herkesin alması gerekmektedir. Sadece hasta olduğumuzda değil hastalanmadan önce de bu mucizevi ürünü besin öğelerimizden biri yapmalıyız. Propolis kullanmak bizi daha dinç, daha genç, daha enerjik, daha güçlü yapar. Birçok başarılı kişinin hayatındaki en önemli sırrı propolistir. Bunların içinde devlet başkanları, ünlüler, bilim adamları ve akademisyenler mevcuttur.

İşçi arıların kavak, meşe, kayın, okaliptüs, akasya ve kozalaklı ağaçlar başta olmak üzere değişik ağaç ve çalılardan toplayarak kendilerini soğuk ve hastalıklardan korumak amacı ile kovanı kapladıkları reçinemsi maddeye denir. Arılar propolisi kovanın iç duvarını düzgün hale getirmek, peteklerin ağzını kapatmak ve kovanda ölen canlıları mumyalamak amacı ile de kullanır. Propolisin bakterileri yok etme özelliği sayesinde kovanda hayat sağlıklı bir şekilde devam eder.

Ham propolis Cam macunu görüntüsünde

Günümüzde özellikle uzak doğu ülkelerinde propolis kullanımı yaygındır ki bir çok uzmana göre Uzakdoğulu kişilerin bağışıklık sisteminin sağlam oluşunun, yaşam sürelerinin Avrupadaki yaş ortalamasının üzerinde olmasının en büyük nedeni düzenli olarak propolis kullanımına bağlıdır. Dünyadaki en güçlü koruyucu olan propolisi kendi vücudumuzu korumak, sağlıklı bir geleceğe sahip olmak ve yaşam standartlarımızı artırmak amacı gıda takviyesi olarak tüketmeliyiz.

Propolis toplanan bitkinin rengi ve bulunduğu bölgenin hava şartlarına göre propolisin sarıdan siyaha kadar farklı renkte oluşması mümkündür.15derecede sert ve kırılgan 30 derecede yumuşak ve bükülebilir bir hal alır.

İçeriğinde; %50-55 reçine ve balsam, %20-35 bitki kaynaklı mumlar, %10-15 eterik ve esansiyel yağlar, %2-5 polen, az miktarda organik ve inorganik bileşikler bulunur. Başka bir bildirişe göre propoliste %46 balsam, %27 bitkisel kökenli mum ve %15 flavon ve flavonoidler bulunmaktadır.

Antibakteriyel özelliği sayesinde propolis asırlardır çeşitli hastalıkların iyileşmesinde de kullanılmıştır. Saflaştırarak toz haline getirilip yada kapsül şeklinde kullanımı yaygındır.

Propolis Faydaları:

Propolis doğadaki en güçlü koruyucu, kapatıcı, temizleyici maddedir. Öyle ki diş eti rahatsızlıkları, göz ilhitapları, vücut da oluşan ödemler, cilt lekeleri ve akne problemleri, kanser hücresi ve ameliyat sonrası vücutta biriken kalıntıların temizlenmesi, kanın temizlenmesi gibi bir çok konuda tek başına kullanımda dahi çok önemli bir etken olmuştur. Antibiyotik kullanımı yerine propolis ile tedavi gören hastaların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Yaraların iyileştirilmesinde ve bakterilerin vücuttan atılmasında, sterilize işlemlerinde propolisi görebilirsiniz. Daha dinç olmak, daha az hasta olmak, kendimizi önceden koruma altına almak istiyorsak mutlaka ve mutlaka propolisten faydalanmalıyız.

Elbette ki bir çok üründe olduğu gibi bu üründe de saf olanı bulmak hiç de kolay değil. Arımucizesi olarak sizlere bu ürünün doğalını bulabilmeniz için buraya bakmanızı öneriyoruz.

• Mikrop kırıcı, iltihap giderici, antioksidan, immün sistemini uyarıcı ve antikanserojenik etkilere sahiptir. Bioflavonoidler bakımından zengindir

• Bağışıklık sistemini destekler Propolisin düzenli olarak kullanımının sindirim ve dolaşım sisteminde ve de tüm vücuttaki patojenlere karşı etkin bir koruma sağladığı tespit edilmiştir

• Antioksidatif etki açısından propolis diğer arı ürünleri arasında en yüksek etkiye sahiptir

• Geniş spektrumlu antibiyotik olarak nitelendirilen propolis, zararlı bakterilerde direnç oluşturmamakta, yararlı bakterileri ise olumsuz olarak etkilememektedir Ayrıca virüslerin enzim salgılamasını ve çoğalmasını önleyici etkiye sahiptir

• Akne ve uçuk için haricen kullanılır

• Bademcik iltihabı, farenjit, larenjit için etkilidir

• Ağız ve boğaz mukozası sorunları için hem oral olarak hem de gargara biçiminde kullanılır

• Dişeti hastalıklarına karşı korucuyucu özelliktedir 2005 yılında Oral Health & Preventive Dentistry dergisinde yayınlanan araştırmaya göre propolis diş eti iltihabı veya periodontal hastalığının tedavisine yardımcı olabilir

• Propolis ile ilgili yapılan araştırmalar bu maddenin ülserler, iltihaplı hastalıklar ve yanıklar için olumlu etkileri olduğu sonucunu ortaya koymuştur

• National Institutes of Health‘a göre propolis Aft ve diğer diş yaraları ve peptik ülser için etkili bir anti-inflamatuar ajan olarak kullanılabilir

• Japon Kanser Araştırma kurulu tarafından 1991 düzenlenen toplantıda propolisin anti-kanser etkisiyle ilgili tebliğ sunulmuştur

• Amerika’da yapılan bir araştırmada propolisteki caffeic asit esterlerinin bağırsaktaki kanserli hücrelerin büyümesini inhibe edici özellikte olduğu görülmüştür

• Klinik çalışmalarlar, 30 gün boyunca günde 3 defa alınan 300 mg propolisin hipertansiyon, damar sertliği ve koroner kalp hastalıklarının tedavisinde yararlı olduğunu göstermektedir

• Mikroptan arındırıcı, bakteri üremesini durdurucu, iltihap giderici, mantarlara karşı etkili ve kas gevşetici etkileri vardır

•2000 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre, propolis kremi genital herpes yaralarının iyileşmesine yardımcı olmaktadır

• Bakterilere karşı etkisi galangin, pinosembrin, kafeik asit ve ferulik asit içeriğinden, virüslere karşı etkisi kafeik asit, kersetin ve luteolinden, mantarlara karşı etkisi de pinobanksin, pinosembrin, kafeik asit, benzil ester, sakuretin ve pterostilbene ‘den kaynaklanmaktadır

• Prostaglandinleri üreten enzimleri bloke edici özelliğiyle anti iltihapsal etkinliğe sahiptir

Propolis Kullanımı:

Propolisi çok çeşitli alanlarda kullanabiliriz. Şampuanımıza katıp kepekten kurtulurken, bir yandan da diş macununa ekleyip çürüklerden kurtulabiliriz yada su ile karıştırıp ağızdsa çalkalayarak apse ve diş eti sorunlarından kurtulabiliriz.

Bal ile karışımında ise günlük ihtiyacımız olan enerjiyi alıp aynı zamanda kanımızdaki bakteri ve mikropları temizleyebiliriz. Evinizde bulunduracağınız propolis bir ecza deposundan daha etkili bir tedavi sunacaktır sizlere.

Yapılan çalışmalarda düzenli ve sürekli olarak propolis alınması durumunda sindirim, solunum ve dolaşım sistemindeki hastalık etmenlerini (patojenleri) yok ettiği, internal toksinleri vücuttan attığı saptanmıştır. Özellikle Japonya’da yapılan klinik çalışmalarda 3 ay ile 1 yıl sürekli bir şekilde alınan propolisin, çeşitli internal kanser hücrelerinin devitalize ettiği saptanmıştır.

TİCARİ OLARAK KULLANIMI

Ham propolis arıcılar tarafından toplandıktan sonra, kullanılabilir ekstraktlar haline getirilir.

Propolis piyasada şu formlarda sunularak, satılmaktadır:

1. Sıvı/ekstrakt/tinktur: en yüksek tedavi edici formdur. Kansere karşı koruyucu olarak bile. Su içerisine birkaç damla damlatılarak kullanılabilir.

2. Tablet: Propolis tek başına ya da polen ve arı sütü karıştırılarak hazırlanan tabletler besleyici olarak kullanılabilir.

3. Sağlık, kozmetik ve besin ürünlerine ek olarak:

• Şekerler-sakızlar:Propolis bu ürünlerde tadlandırıcı veya ağız enfeksiyonlarına karşı kullanılabilir.

• Boğaz pastil ve damlaları: hızlı ve etkili çözüm sağlar.

• Burun spreyi, burun damlası ve boğaz spreyi

• Diş macunu: enfeksiyonlara, diş apselerine, çürüklere, ağız kokusuna, diş beyazlatılmasına yardımcı olur.

• Cilt ve kozmetik kremleri, balsamları: cilt sağlığı ve koruması için kullanılır. Ayrıca bu ürünler kesik, abse, yara ve yanıklara uygulanır.

• Şampuan: koruma ve kepeğe karşı.

• Sabun: güçlü koruma

"ARI ÜRÜNLERİ KULLANMAK DOĞAL ve İLAHİ BİR SAĞLIK KORUMA YÖNTEMİDİR"

Propolis hakkında bilim İnsanlarının görüşleriPropolisin faydaları bilimsel olarak kanıtlandı

Atatürk Üniversitesi'nde, TÜBİTAK işbirliğiyle yapılan bilimsel çalışmada, propolisin kanseri önlediği, virüslere karşı etkili ve yaşlanmayı geciktirici özelliğinin olduğu belirlendi.
 ERZURUM - Ayşe Yıldız

Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhami Gülçin tarafından yapılan bilimsel çalışmada, propolisin çok kuvvetli antioksidan etkiye sahip olduğu, kanseri engellediği, mide ülserine iyi geldiği, ağız ve diş yaralarını iyileştirdiği, bakteri ve virüslere karşı etkili olduğu ve yaşlanmayı geciktirici özelliğinin olduğu belirlendi.

Türkiye Bilimler Akademisi üyesi de olan Gülçin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir arıcılık ürünü olan propolisin eskiden beri Anadolu'da yaygın kullanıma sahip olduğunu belirterek, halk arasında bu kadar yaygın kullanıldığı için merak ettiklerini ve bunun için propolis üzerine bilimsel çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Yaptıkları çalışmada propolisin birçok özelliğini tespit ettiklerini anlatan Gülçin, literatüre bakıldığında özellikle birçok biyolojik aktiviteye sahip olduğunu ve bunun da biyolojik ve farmakolojik aktivitelerin özellikle antibakteriyel, antiviral, antitümör, antikanser ve antieging etkilerinin bulunduğunu ifade etti.

Bölgede bitki çeşitliğinin çok fazla olduğunu ve bunun arıcılık ürünlerine artı bir değer kattığına dikkati çeken Gülçin, "Bölgeden taze propolis numunesini aldık. Bunun antioksidan ve radikal giderme özelliklerini araştırdık. Çok mükemmel aktiviteler gözlemledik. Özellikle standartlarla kıyasladığında neredeyse kullanılan en kuvvetli antioksidanlardan daha kuvvetli etkiye sahip olduğunu gördük" dedi.

Propolisin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullandığı yönünde çıkan haberlerden sonra yeniden gündeme geldiğini vurgulayan Gülçin, çalışmanın ikinci ayağında TÜBİTAK ile ortak yaptıkları çalışmalarda propolisin bu etkili özelliklerinin hangi maddelerden kaynaklandığını araştırdıklarını vurgulayarak, propoliste 300'den fazla uçucu ve diğer organik bileşenlerin olduğunu, özellikle fenolik ve polifenolik içerik açısından oldukça zengin olduğunu belirtti.

Propolisin protein yapı taşları olan aminoasitler açısından da çok zengin olduğunun altını çizen Prof. Dr. Gülçin, şunları kaydetti:
 "Zaten farmakolojik ve biyolojik etkilere sahip olan bileşenler bunlar. Propolisin yüzde 15'lik kısmını flavon ve flavonoitler oluşturuyor. Bunlar sağlık için son derece önemli bileşenlerdir. Bugün sebze ve meyvelerden tutun, özellikle sonbaharda çıkan bitkisel gıda kaynaklarındaki bileşenler fenoller ve flavonoitler ve buna benzer bileşenlerdir. Bizim yaptığımız araştırmalarda da  özellikle kafeik asit ve kafeik asit fenetil esterinin bol miktarda bulunduğunu, ayrıca A ve C  vitamini açısından da çok zengin olduğunu gözlemledik."

 "Uzun yaşamın sırrı: propolis"
 Son zamanlarda yapılan çalışmalarda Ortadoğu insanının uzun yaşamlarının sırlarının araştırıldığını anımsatan Gülçin, "Uzakdoğu insanlarının hem uzun yaşamları hem de bağışıklık sistemlerinin daha kuvvetli olduğu bilinmektedir. Bunun sırrı diyetlerindeki propolisten kaynaklandığı söylenmektedir. Çünkü propolis savunma sistemini güçlendiriyor. Tümör hücrelerinin çoğalmasını, ülser hastalarının bir türlü başa çıkamadıkları helicobacter pylori mikroorganizmasına neden olan bakteriyi  ciddi oranda engelliyor" ifadelerini kullandı.

 Gerçekleştirdikleri çalışmanın yayımlandığı günden buyana 50'den fazla atıf aldığını vurgulayan Gülçin, şöyle devam etti:

 "Özellikle ağız ve diş yaralarına ve diğer diş hastalıklarına propolis iyi geliyor. En önemlisi tümör hücrelerinin gelişimini ve ülsere sebep olan mikroorganizmayı önlüyor. Antibiyotik, antiviral özellikleri var. Virüslere karşı da çok etkili. Antikanser olduğu ispatlanmış. Bağışıklık sistemini ciddi şekilde desteklediğini biliyoruz. Yaşlanmayı geciktirici özelliği bulunuyor. Mikrobiyal ve viral enfeksiyonlara karşı etkili kullanılıyor."

 Propolisin dişçilik, eczacılık ve tıp gibi sağlık sektörlerindeki bilimsel araştırmalarda çok yaygın kullandığını belirten Gülçin, "Propolisin yara iyileştirici özelliği, çok kuvvetli antioksidan olduğu ve birçok hastalığa sebep olan serbest radikalleri giderdiğini kanıtladık. Özellikle biyolojik açıdan çok önemli olan bazı bileşenlerin propoliste bol miktarda bulunduğunu gözlemledik" dedi.

BEE PROPOLİS® Bilim adamları tarafından " Yüzyılın Mucizesi " olarak adlandırılıyor!
 Arılar, küçücük kapalı bir kovanda 50.000-80.000 ergin arı ve bir o kadar yavru bulunmasına, kovan içi sıcaklığın ve rutubetin mikropların üremesi için ideal bir ortam oluşturmasına rağmen hastalıklara yakalanmadan 80 milyon yıldan beri yaşamlarını sürdürmektedirler.

Arılar dışarıdan gelen yabancı maddeleri ve hayvanları kovan dışında tutmaya çalışırlar ve kovanın girişine iki nöbetçi koyarlar. Herhangi bir zararlı kovana girdiğinde, hemen arılar tarafından öldürülerek dışarı atılır. Ancak fare, salyangoz, kertenkele kurbağa gibi davetsiz misafirler öldürüldükten sonra kovan dışına atılamadıklarında arılar tarafından propolisle kaplanır. Böylece bu mumya zararlının bozulmasıyla ortaya çıkan bakteriyel veya viral enfeksiyonlara karşı koloniyi korur. Bunu, bitki, tomurcuk ve filizlerinden toplayıp agızda sindirim enzimleri ile karıştırarak hazırlarlar. Çok kuvvetli virüs, bakteri ve mantar öldürücü etkiye sahip yapışkan reçinemsi bir maddeyle yaparlar. Bu maddeyle kovan içerisindeki besinleri, yavruyu ve kendilerini çeşitli mikroplardan korur, bununla kovanı dezenfekte eder, kovan duvarlarını ve çatlakları bu maddeyle sıvarlar. Kovan içi görev yapan arılar kovan giriş deliğinde dışarıdan gelen işçi arıları propolis ile fırçalama yaparak enfeksiyonun kovana girişini önlemektedir.

 Propolisin alışılmış antibiyotik etkilerin 100 misline yakın etkisi keşfedilmiştir. Bugüne kadar rastlanan en güçlü doğal antibiyotiktir. (Ghisalberti, 1979 E.L. Ghisalberti, Propolis: a review, Bee World 60 (1979), pp. 59–84.)
 Propolis Bilim adamları tarafından “Yüzyılın Ürünü ” olarak adlandırılıyor.
Arılar, küçücük kapalı bir kovanda 50.000-80.000 ergin arı ve bir o kadar yavru bulunmasına, kovan içi sıcaklığın ve rutubetin mikropların üremesi için ideal bir ortam oluşturmasına rağmen hastalıklara yakalanmadan 80 milyon yıldan beri yaşamlarını sürdürmektedirler.

 Arılar dışarıdan gelen yabancı maddeleri ve hayvanları kovan dışında tutmaya çalışırlar ve kovanın girişine iki nöbetçi koyarlar. Herhangi bir zararlı kovana girdiğinde, hemen arılar tarafından öldürülerek dışarı atılır. Ancak fare, salyangoz, kertenkele kurbağa gibi davetsiz misafirler öldürüldükten sonra kovan dışına atılamadıklarında arılar tarafından propolisle kaplanır. Böylece bu mumya zararlının bozulmasıyla ortaya çıkan bakteriyel veya viral enfeksiyonlara karşı koloniyi korur.

 Bunu, bitki, tomurcuk ve filizlerinden toplayıp agızda sindirim enzimleri ile karıştırarak hazırlarlar. Çok kuvvetli virüs, bakteri ve mantar öldürücü etkiye sahip yapışkan reçinemsi bir maddeyle yaparlar. Bu maddeyle kovan içerisindeki besinleri, yavruyu ve kendilerini çeşitli mikroplardan korur, bununla kovanı dezenfekte eder, kovan duvarlarını ve çatlakları bu maddeyle sıvarlar. Kovan içi görev yapan arılar kovan giriş deliğinde dışarıdan gelen işçi arıları propolis ile fırçalama yaparak enfeksiyonun kovana girişini önlemektedir.

 Bu maddeye ”Propolis” adı verilmektedir. Propolis Latince bir kelimedir. Kelime anlamı “Pro + Polis” ‘den gelmektedir. (Pro: Güvenlik, Koruyucu) + (Polis: Giriş, Şehir) “Güvenli Şehir & Şehir Koruyucu” anlamına gelmektedir.
 Propolis, kara mum ya da arı reçinesi olarak da bilinir, bitkisel kaynağa bağlı olarak 300′den fazla doğal bileşik veya fitokimyasal içerir. Propolisin asıl sağlık koruyucu etkilerinden içerdiği, Flavonoidler sorumludur. Yaklaşık %55 balsamlar, %30 balmumu, %10 eterik yağlar ve %5 polenden oluşur. Ek olarak, magnezyum, kalsiyum, iyot, potasyum, sodyum, bakır, çinko, mangan ve demir gibi mineraller ile B1, B2, B6, C ve E vitaminlerini de içeren mineral ve vitaminlerden oluşan zengin bir yapısı vardır.

İçerdiği bu maddeler, propolise antimikrobiyal, antioksidan, antibiyotik, bağışıklık sistemi düzenleyici, antikanser ve ağrı kesici nitelik kazandırır. Bu özelliklerini keşfeden Mısır, Çin, Yunan ve Roma’nın da aralarında bulunduğu dünyanın pek çok bölgesindeki eski medeniyetler tarafından geleneksel tedavide yüzyıllardır kullanılmıştır. Günümüzde ise, kalabalık şehir ortamının havasında tehdit olarak bekleyen grip, soğuk algınlığı ve nezle gibi kış dönemi hastalıklarından bizi koruyabilen bir doğa mucizesidir.

Ölümcül bakteriye ” PROPOLİS “
Hacettepe Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerince yapılan araştırmalarda bal arılarının ürettiği propolisin, birçok insanın yaşamını yitirmesine neden olan ve ABD’deki kavun tüketimiyle ortaya çıkan ölümlerle birkez daha gündeme gelen Listeria bakterisini yok ettiği belirlendi.
Bilim adamları tarafından önemli bir keşif olarak görülen propolis, Allah’ın doğanın en önemli canlılarından biri olan arılarla insanoğluna hediye ettiği bir mucizedir diye belitmişlerdir.

 Japonya ve Çin gibi Uzakdoğu ülkelerinde propolisin bu yüzyılda keşfedilen ” en mükemmel doğal ilaç ” olduğu kabul edilmiştir.
 Dünyadaki tüketim dagılıma bakıldıgında Propolisi en çok kullanan ülkeler arasında Amerika ve Japonya gelmektedir. Japonya ortalama yıllık 500 ton Propolis ithalatı yapmaktadır.

Propolisin alışılmış antibiyotik etkilerin 100 misline yakın etkisi keşfedilmiştir. Bugüne kadar rastlanan en güçlü doğal antibiyotiktir. (Ghisalberti, 1979 E.L. Ghisalberti, Propolis: a review, Bee World 60 (1979), pp. 59–84.)
Radyoterapide Propolis etkinliği üzerine klinik çalışma.

Propolis, genelde Doğal antibiyotik olarak adlandırılır.
Propolis, antimikrobiyal ve geniş spektrumlu antibiyotik özelliğiyle bakteri, virüs ve mantarlara karşı etkilidir. Antibiyotikler gibi direnç oluşturmadığından güvenle kullanılabilir. Aynı zamanda, bağışıklık sistemi düzenleyicisidir, böylece bağışıklık hücrelerinin aktivitesini arttırarak vücudun mikroplarla savaşma potansiyelini güçlendirir.

Vitamin C ve E’den daha güçlü bir antioksidan olan Propolis’in yaşlanma ve kanser üzerine önleyici etkisi pek çok çalışma tarafından gösterilmiştir. Doku yenileyici ve ağrı kesici özelliklerinden dolayı boğaz ağrısında ve soğuk algınlığında da çok faydalıdır.
1 mg Propolis, yaklaşık olarak 20 mg Penisilin’e denk gelmektedir.

 Bal Arılarının Gücü; Propolis
 Aynen üreticisi bal arıları gibi çok geniş kapsamlı ve sayısızdır. Yüksek kolesterolü olan kişlerde propolisin faydaları görülmüştür. Çin’de Lian Yun Gang’ın Worker’s hastanesinde Dr. Fang Zhu, hipertansiyon, damar tıkanıklığı, koroner kalp rahatsızlığı olan 45 hasta seçmiş ve bu hastalara 30 gün boyunca günde 3 defa 300 mg propolis vermiştir. Bu süre sonunda hastaların kolesterol düzeylerinde belirgin düşüşler gözlenmiştir.

 Propolisin diğer bir faydası ise, enzimleri bloke eden prostaglandinleri ortadan kaldırmasıdır. Prostaglandinler tarafından ortaya çıkan ağrı ve ateş propolis tarafından ortadan kaldırılmıştır. Propolis aspirinle aynı enzimleri bloke etmektedir fakat aspirinin yan etkilerini göstermemektedir.
 Propolisin enzim bloke edici ve prostaglandin inhibe edici etkisi, ağız ve boğaz için de faydalıdır. Mesela, diş eti kanaması ve doku zedelenmesi ağız sağlığı için en büyük problemlerden birisidir. İltihaplanma ve kanama, diş yapısında zayıflamaya ve diş kaybına neden olur. Fakat propolis, bazı spesifik enzimleri bloke ederek, prostaglandin oluşumunu engeller, iltihaplanma ve diş eti kanamasını önler. Propolis aynı zamanda, diş etindeki damarların yüzeylerini güçlendirir.

Propolis Bağışıklık Sistemine Etkileri;
Propolisin en çok araştırılan ve yaygın olarak kabul edilen özelliği bağışıklığı arttırıcı özelliğidir. Propolis, doğal salgı bezlerini aktive eden geniş spektrumlu antibiyotiktir. Propolis sadece enfeksiyonları engelemenin yanında, onları vücuttan temizler. Çok sayıda deneyle ortaya konduğu gibi propolis; bakterileri, virüsleri, mantarları ve hatta penisiline dayanıklı staphlococcus’u ortadan kaldırır. Propolis virüslere karşı çok güçlüdür. Bu etki propoliste bulunan bioflavanoidlerin koruyucu etkisi sayesinde gerçekleşmektedir. Virüsler, proteinlerin dış kısmına yerleşirler. Eğer engellenmezse, bu tehlikeli ve enfekte edici madde taşıyıcı organizmada serbest kalır. Maalesef, böyle bir durumda, enzimler sayesinde protein dış kısmını parçalarlar ve böylece zararlı madde istem içerisine yayılır. Sistemde propolisin bulunması durumunda ise bu durum gerçekleşmez. Bioflavanoidler, proteinin dış kısmını parçalayan enzimleri inhibe eder ve viral maddeyi içeriye hapseder. Aynı flavanoidler, virüsün etrafını kaplayarak aktivitesini engellerler. Bioflavanoidlerin varlığında taşıyıcı, virüslere karşı bağışıklık kazanmış olur.

Diğer bir yol ise propolisin fagosite aktivitesini güçlendirerek bağışıklık sistemine yardımcı olur. Fagositler, mikroorganizmaların etrafını sarar, içine alır ve sindirerek ortadan kaldırırlar. Propolis sayesinde gerçekleşen bu etki, bir çok bilim adamı tarafından gözlenmiş ve klinik olarak yayınlanmıştır.

Propolisin Anti – Kanser Etkileri!
Propolis tincture (tentür) ekstraktının karaciğer ve mesanedeki kanserli hücreleri dönüşüme uğrattığı ve gelişmelerini önlediği bulunmuştur. (Matsuono, 1992)
Bu hücre öldürücü etkiyi sağlayan maddeler, propolisten izole edilen quercetin, kafeik asit ve clerodane diterpenoid’dir.
Clerodane diterpenoid, tümör hücrelerine karşı seçici bir öldürücü etki gösterir.
Propolisin, ayrıca yumurtalık kanseri hücrelerini ve hücre bölünmesini durdurucu etkileri olduğu bulunmuştur.(Ross, 1990)

Ayrıca, göğüs, cilt, kolon ve böbrek kanseri hücreleri gibi insan tümör hücre kültürleri üzerinde öldürücü etkisi olduğu tespit edilmiştir.
Bu etkileri oluşturan bileşenin kafeik asit, fenetil ester olduğu belirlenmiştir.(Grünberger ve ark, 1988)

Propolisden izole edilen Artepillin C, insan mide kanseri hücreleri, insan gırtlak kanseri hücreleri, kolon kanseri hücreleri üzerinde hücre öldürücü etki göstermiştir. (Tetsuo Kimoto 2001).Kafeik asit esterlerinin tümör oluşumunu kimyasal olarak engellediği görülmüştür.

Bu etki, kanserli hücrelerin gelişimini sağlayan genler üzerindeki seçici toksik etki ile gerçekleşmektedir.

Propolisin Antioksidan Özellikleri!
Propolisin yoğunlaşmış flavonoidleri büyük bir antioksidan güce sahip ve anti-serbest radikal koruyucu lipid ve vitamin C gibi diğer maddeleri yok etme kapasitesine sahiptir. Bu nedenle C vitamini (Popeskovitch ve arkadaşları, 1980) gibi propolis alınması önerilir. Diğer faktörler ile serbest radikalleri gibi kalp-damar hastalığı, artrit, kanser, diyabet, parkinson ve alzheimer olduğu gibi hücre hasarından sorumlu olması muhtemeldir.

Propolisin Doku Onarımındaki Etkinliği!
 Propolis (Ghisalberti, 1979 Krell 1996) hasar görmüş cildi onarmak için hücre metabolizması, dolaşım ve kollajen oluşumu rekor sürede aynı zamanda bir uyarıcı etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Flavonoid arginin ivme propolisin bir bileşeni aloe özüne bağlı olması durumunda daha hızlı doku onarımı (Sumano-Lopez ve ark 1989) elde edilir. Propolis Radyoterapinin yan etkilerini minumuma düşürmektedir. Sonuçlar propolisin baş-boyun ışınlaması sonucu gelişen oral mukozitin şiddetini azaltmada etkili olduğunu gösterdi. (Dr. Yasemin Benderli Cihan, Dr. Kemal Deniz 2011)

 Propolis Bağışıklık sistemini güçlendirir!
 Propolis virüsler için çok yüksek bir bağışıklık aktivitesi (Manolova ve diğerleri, 1987) göstermektedir. Son zamanlarda, Japon araştırmacılar, propolis özütünü insan vücudunda (Moriyasu ve diğerleri, 1993) bağışıklık aktive ederek macrophagotique aktivasyonu için sorumlu olduğunu göstermiştir. Propolis sitokin üretmeye başlar bağışıklık hücrelerini aktive eder. Sonuç propolis etkisi tümör hücrelerinin büyümesini engeller olmasıdır. Minneapolis Tıppi Araştırma Vakfının Nöroimmunoloji Laboratorlarında yapılan araştırmalara göre propolis ekstraktının ağızdan alınmasıyla beraber ürünün anti-HIV-1 etkisi kısa zamanda gözlenmeye başlıyor ve tatmin edici sonuçlar alınıyor. Buna dayanarak ilgili kurum klinik tedavilerde propolis kullanımının gerekli olduğunu savunuyor. Ayrıca zidovudine’in etkilerini belirgin şekilde güçlendirdiği, kullanılan ilaçlar ile herhangi olumuz bir etkileşimi olmadığı belirtiliyor.(Harish ve ark, 1997).

 Propolisin Diş Hastalıklarına Etkileri!
 Propolisin plak oluşumu ve diş eti iltihabı üzerindeki etkilerini incelemek üzere 60 öğrenci gruplara ayrılmıştır. Sonuçlar, propolisin oral hijyeni sağlamada yardımcı uygulama olarak faydalı olduğunu göstermiştir. (Neumann ve ark 1986)
 Propolisin Kardiyovasküler Etkileri!
 Propolis, tıpta kardiyovasküler ve dolaşım sistemi hastalıklarında, (Kedzia ve ark, 1988) dermatolojide, doku yelinmesi, ülser, egzema, yara ve yanıklara karşı, kanser tedavisinde, immun sistem ve sindirim sistemi hastalıklarında tedavi edici olarak, karaciğer rahatsızlıklarına karşı ise koruyucu olarak kullanılmaktadır(Coprean ve diğerleri, 1986)

 Propolisin Anestezik Etkileri!
 Propolis ve bazı bileşenleri anestezik etki göstermektedir.(1977 Rode, Ghisalberti 1979) Tavşan korneasında yapılan deneyler sonucunda, propolisin, kokainden 3 kat, prokainden ise 52 kat daha güçlü anestezik etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur.(Boya ve Metzner, 1979) Anestezik etkinin, propolisteki, pinocembrin, pinostrobin ve kafeik asit esterleri sayesinde gerçekleştirildiği belirlenmiştir.Bu anestezik etki, propolisin neden yüzyıllardır boğaz ağrısı ve ağız yaralarının tedavisi için kullanıldığını açıklamaktadır. Dişçilik alanında propolisin anestezik malzeme olarak kullanımı Polanya’da patentlenmiştir.(Sosnowski, 1984)




Propolisin Klinik sonuçları Özet!
Bağışıklık sisteminin yerel düzenlemelere ve tuzlu bir tincture ekstresi ile lokal tedavi de dahil olmak üzere 24 gün boyunca farklı yöntemler ile tedavi edilen çelik fabrikasında bronşit olan 260 işçi tedavi edildi.

En iyi sonuçlar propolis özü inhalasyonu ile elde edilmiştir. (Scheller ve ark 1989) Propolis ayrıca, farenjit gibi KBB hastalıklarında da mükemmel etkinlik gösterir.(Doroshenko, 1975) Kronik bronşit (Scheller ve ark 1989) Sigara içenlerde kronik bronşit (Osmanagiç ve ark 1987), Nazofarenjit (SPIROVIT ve col1981) Pharyngo-larenjit (Lin ve ark 1993), Nezle (Zommer ve Urbanska ark 1987) ve Rinit (Nunex ve ark 1988) konularında farklı bilim adamları propolisin etkinliğini araştırmışlardır.

Şiddetli bağışıklık eksikliği alveolit fibromatous iki hastada tespit edildi. Propolis, N Esberitox magnezyum ve kalsiyum kombinasyonu ile tedavi edildi.İki hastada (Scheller ve ark 1989) iyi klinik sonuçlar vermiştir.
Propolisin %1 – %10 Tinture çözümü klinik uygulamada yüzeysel mantar enfeksiyonları ve derin mantar enfeksiyonlarıda 10 vaka içinde 9 hastada çok başarılı olmuştur. Sedef hastalıgının tedavisi için 3 kez / gün 0.3 g propolis tüketen 160 hasta tedavide çok iyi sonuçlar almıştır.. (Chu-Fang, 1978)
Propolis özütü %50 çözelti ile merhem olarak Herpes zoster enfeksiyonu olan 110 hastada kullanılmış 97 hastada mükembel sonuç vermiştir. (Bolshakova, 1975).
23-98 yaş arası tipik açık yarası bulunan 64 hastaya yaralı bölgeye hergün propolis içeren merhemler uygulandı.Bu uygulama 4-12 hafta sonunda sonlandırıldı. Tedavi sonucunda 19 hastada hiç bir klinik gelişme gözlenmedi, diğer hastalarda ise önemli gelişmeler gözlendi. (Korsun 1983)

Farklı cilt iltihabı (ülser ve apseler) olan 229 hasta grup %2 ila %8 propolis krem ile tedavi edildi. Propolis yüksek konsantrasyonlarda 9 gün uygulandı. 16 gün sonra sadece % 1.8 düşük konsantrasyonlarda uygulandı. Hastaların % 18 sonuç alınmadı. Diğer hastalarda (Morales ve Gabardino 1996) 36 gün sonra belirtilerin çoğunluğu, 11 gün sonra da ülserler kayboldu.

Otitis eksterna şikayeti olan hastalar (126 hasta), kulak zarı perforasyonu kronik otitis mesotympaniques propolisin %10 çözümleri ile tedavi edildi. Sonuçlar % 70′inde pozitif çıktı ve % 100 dış otitis sonuç alındı (Matel ve diğerleri, 1973).Propolis aynı zamanda deri iltihabında (Palos ve ark, 1989) mükemmel bir sonuç göstermiştir.
Hepatit B virüsü için propolis ve polen ile yapılan çalışmalar Celje Kliniği (Krk, Lesnicar 1978) olumlu sonuçlar elde edildi..

Propolis ekstrakt Mide ve Duodenum ülseri olan 72 hastada 25 mg doz 3 kez / gün uygulnadı. Altı hafta sonra %80 hatada ülser yokoldu. (Zuleika ve ark, 1988)
Mantar enfeksiyonları ve rahim ağzı (Serviks) iltihabı olan hastalarda (90 Hasta) S. nedenpyogenes ve Trichomonas vaginalis % 3 propolis tincture özütü ile hastaların % 50′si propolis kürü ile tedavi edildi. (Zawadzki ve Scheller, 1973)
Ghiardises (protozoon) geçiren 138 hasta propolis ekstraktı ile tedavi edilmiştir (Miray ve ark 1988).

Propolis farklı klinik tedavisinde kullanılan mikrobik enfeksiyonlarda çok iyi ve önemli sonuçlar vermiştir (Marcucci 1995) .
Bulgaristan’dan Dr. S. Nikolov ve arkadaşları, propolisin akut ve kronik kolit üzerindeki etkisini incelemişlerdir. Çalışmaya, yaşları 20 ile 65 arasında değişen 45 hasta katılmıştır. Hastalara günde üç defa yemeklerden önce propolis ekstraktı verilmiştir. Sonuçta toplam 43 hastada olumlu sonuç elde edilmiştir. Bunlardan 26’sında çok iyi, 12’sinde iyi kalanları ise memnuniyet verici şekilde iyileşme gözlenmiştir. Sadece iki hastada herhangi bir gelişme gözlenmemiştir. Çoğu hastada yedinci günde iyileşme başlamış ve ondokuzuncu ya da yirminci günde tamamen iyileşme görülmüştür.

Propolis Hakkında Bilimsel Araştırmalar
Propolis (Bal Arısı) Doç.Dr. C.Kemal SÜMBÜL
Bal arıları (Apis mellifera), toplu olarak yaşamaları ve aralarında iş bölümü yapmaları, kovanlarında sadece bir kraliçe arıya bağlı olmaları hususiyetleriyle, sosyal böceklerin başında gelir. Bal arıları davranışlarıyla olduğu kadar, şifa vesilesi ürünleriyle de insanların dikkatini çekmiştir. Bu ilgi sonunda bal arıları, hem insanların maişetlerini temin vasıtası, hem de haklarında fakülteler ve bölümler açılacak kadar gelişmiş bir bilim dalının konusu olmuşlardır. Sevk-i ilâhî ile arılara yaptırılan ürünler, insanlar için mükemmel bir gıda olduğu kadar, değişik hastalıklardan kurtulmaya bir şifa vesilesi de olmaktadır.

 Kur’an’da kendi adlarıyla isimlendirilen bir sürede (Nahl Sûresi), onlara birtakım görevlerin ilham edildiğini öğreniyoruz. Aynı sûrede bal arısının yaşayış şekli kadar, ürettikleri de insanların bilgisine sunulmuş, her türlü meyveden yemesi emredildikten sonra, karınlarından çeşitli renkte bir içeceğin çıktığı ve bunların insanlar için şifa kaynağı olduğu belirtilmiş, sonunda da bütün bunlarda düşünen insanlar için alınacak ibretler olduğuna dikkat çekilmiştir. (Nahl, 68-69)
 Bal arısına ürettirilen maddelerin başında bal gelmektedir. Enteresan bir geometrik şekle sahip bir peteğin içine arılar tarafından doldurulan balın tadı ve içindeki şifa vesilesi kimyevî maddelerin terkibindeki hassas nispetler, detaylı bir şekilde araştırılmış; bunların fayda ve hikmetleri tespit edilmiştir. Arıların karınlarından çıkan ve insanlar için içecek ve şifa kaynağı olan sadece bal mıdır? Yoksa diğer ürettiklerinden de bu kategoriye giren var mıdır?

 Bal arısına ürettirilen sadece bal değildir. Bugün arı ürünleri dendiğinde balın yanında; polen, propolis, arı sütü, balmumu ve arı zehiri de akla gelmektedir. Bunlardan polen, arı daha kovana girmeden arıcılar tarafından kurulan tuzaklarla toplandığından, İlâhî Beyan’da “yemeleri emredilen ve karınlarından çeşitli renklerde çıkan ve insanlar için şifa kaynağı” olarak bahsedilen ürünlerin dışında sayılabilir. Arı sütü ve arı zehiri doğrudan arının vücudundan çıkarılan salgı ürünleridir. Bal, propolis ve balmumu ise, arı tarafından toplanan maddelerin sindirim sisteminde birtakım değişikliklere uğratılmasından sonra bizlere sunulan maddelerdir. Arı ürünlerinin gıda ve şifa değeri birbirlerine göre farklılık gösterir. Meselâ, bal esas olarak gıda değeri taşırken, arı sütü şifa değeri ile ön plâna çıkar. Birisi salgı iken, diğeri nektarların arının sindirim organlarında değişikliğe uğradıktan sonraki hâlidir. Propolis de bu yönüyle bala benzemektedir. Ancak bunun ilâç özelliği, gıda değerinden daha fazladır. Bu açıdan bakıldığında arıdan elde edilen ürünlerin her birinin ayrı bir önemi vardır.

 Şehrin müdafaası mânâsına gelen ‘propolis’ tabiri; Yunanca pro (müdafaa) ve polis (şehir) kelimelerinden türetilmiştir. Bunun bal arısı için anlamı ise, kovanın muhafazası demektir. Propolis, oldukça yapışkan, reçinemsi bir maddedir. Bal arıları, bu maddeyi değişik bitkilerden toplayarak kovanlarına taşır. Propolis, peteklerin ağızlarını kapatmada, kovanın iç duvarlarını düzgün hâle getirmede ve içeriye başka canlıların girmesine mâni olmada kullanılır. Bunun ham maddeleri, arılar tarafından değişik bitkilerden toplanır ve ağızlarındaki tükürük enzimleriyle kısmen sindirilir. Kısmen sindirilen çeşitli maddeler balmumu ile karıştırıldıktan sonra kovanda kullanılır. İçerisinde biraz polen bulaşığı da bulunabilir.

 Arılar propolisi nerede kullanır?
 Arıların petek tamirinde propolisi mumlarla karıştırıp, peteğin daha sıkı bir yapı kazanmasını sağladığı ifade edilmiştir. Arıların, peteklerin bal ile dolu gözeneklerini kapatmak için, hiç mum ihtiva etmeyen veya çok az mum ihtiva eden propolis kullandığı keşfedilmiştir. Propolis, kovandaki bakteri, mantar ve lârvalara tabiî antibiyotik tesiri yapar. Arılar kovanlarına girmesini istemedikleri canlılara karşı bunu kullandıkları gibi, girdikten sonra ölenleri de bu madde ile mumyalamak süretiyle kovanlarını kokmuş cesetlerden korumuş olurlar.
Propolisin kimyevî terkibi, toplanması ve işlenmesi

Propolis yaklaşık 30′un üzerinde madde ihtiva eder. Bu bileşikler; bitkilerin salgıladığı maddeler, arıların metabolizmasından kaynaklanan ifrazatlar ve ticarî preparat haline getirilirken karışan maddelerden oluşur. İçinde polifenoller, fenolik asitler ve bunların esterleri, terpenler, steroitler, aminoasitler, mineraller ve bazı vitaminler (B1,B2, C ve E) bulunur. Bileşiminin büyük bir kısmını flavonoitler oluşturur. Bu bileşikler bitkiler âleminde yaygın olarak bulunur. Bunların nispetleri değişmekle beraber, ortalama % 50 reçine, % 30 mum, % 10 esansiyel ve aromatik yağlar, % 5 polen, % 5 diğer maddeler ve organik kalıntılardan ibarettir. Propolisin işlenmesi sırasında bu organik kalıntılar ile mumlar uzaklaştırılır. Bu kompozisyon propolisin elde edildiği bitki örtüsü ve coğrafî bölge farklılığından dolayı değişkenlik gösterir. Bu değişkenlik arının metabolik aktivitesinin de değişmesine yol açar. Propolisin rengi bileşimine bağlı olarak sarıdan, koyu kahverengiye kadar çeşitlilik gösterir. Peteğin sarı rengi propolis içindeki Chrysine (1,3 dioksi flavon) maddesinden ileri gelir. Propoliste bulunan bazı maddeler tabiî olarak gıdalarda vardır. Bunlardan kafeik asit ve onun esterleri (% 2-20), hidrokinon (% 0,1) ve quercetin (% 0,1-0,7) propoliste bulunur. Meselâ kabuklu bir elma 5,8-26 mg arasında quercetin maddesi ihtiva eder. Yine bir kg kahvede ortalama 1,25-40 mg arasında hidrokinon, bir servislik yeşil salatada ortalama 27-56 mg kafeik asit bulunur. Propoliste bu bileşiklerin miktarı, günlük diyetle alınan miktarlarla mukayese edilemeyecek kadar azdır.
Propolis yapışkan olduğu için, insanın derisindeki protein ve yağlarla reaksiyona girdiğinden deriden ayrılması çok güç olur. Bu madde soğukta çok sert ve kırılgan; sıcakta yapışkan ve yumuşaktır.

Geçmişten günümüze propolis kullanımı
İnsanların propolisten istifadesi MÖ 300′e kadar gider. Tarihî kayıtlarda propolisin değişik maksatlar için kullanıldığı belirtilmektedir. 17. yüzyılda İtalyanların bu maddeyi antik eşyalarda kullandıkları yazılmaktadır. Propolis yaylı sazlarda (parlatıcı olarak) ve akordiyonların tamirinde de kullanılmıştır.
Propolisin kullanılır hâle getirilmesi

Arıcılar, propolisi kovandan kazıyarak toplar. Bu toplama işini genellikle kovandaki balı hasat ettikten sonra yaparlar. Toplama sırasında propolise bir miktar mum karışır. Propolis işlenmek üzere fıçıların içerisinde işletmelere gönderilir ve önce değerlendirilmeye alınır. Eğer çok fazla mum ihtiva ediyorsa, yıkanmak için soğuk suya konur, böylece propolise karışmış mumlar giderilir. Geride kalan propolis paslanmaz çelikten yapılmış kafesler üzerinde açık havada kurutulur. Eğer propolisin içindeki mum az ise, propolis doğrudan doğruya % 95′lik etil alkol içerisinde çözülür. Böylece arıların kopmuş vücut parçaları, tahta yongaları ve diğer yabancı maddeler giderilir.

Çok sayıda kimyevî maddeden yapılmış propolisin içindekileri birbirinden ayırmak oldukça zordur. Onun için propolis önce alkolde çözülür, çözünen maddeler alkole geçtikten sonra alkol uzaklaştırılır. Alkolde çözünen şekline ‘propolis balsam’ı adı verilir. Mumlu kısım alkolde çözülmez.

Propolisin en yaygın olduğu ülke Brezilya olmakla beraber, bu madde Çin, Tayland, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde de önemli miktarlarda üretilmektedir.
 Propolisin yıllık üretim miktarı ile ilgili net rakamlar mevcut değildir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde yılda 20.000 kg satışının yapıldığı tahmin edilmektedir. Ticarî olarak tablet, toz, konsantre sıvı ve sakız formları mevcuttur. Propolis, Amerika’da yaklaşık 50 mg’lık kapsüller şeklinde satılmaktadır.

Propolisin muhtemel biyolojik tesir mekanizmaları
Son yıllarda propolisin tesiriyle alâkalı önemli çalışmalar yapılmış, toplantılar tertip edilmiştir. 1991 yılında Japon Kanser Araştırma Cemiyeti’nin tertiplemiş olduğu toplantıda, Mr. Tetsuya Matsuno’nun propolisin anti-kanser tesiriyle ilgili bir tebliğ sunmasından sonra bu sahada çalışmalar yoğunlaşmıştır. Propolisin içerisinde önemli oranda flavonoitlerin olması, bu maddenin biyolojik aktivitesine tesir eder. Propolisin aktivitesinin dört kategoriye ayrıldığı belirtilmiştir:
1- Biyolojik polimerlere bağlanma eğilimi.
2- Ağır metal iyonlara bağlanması.
3- Elektron taşınmasının hızlandırılması.
4- Serbest radikalleri tutma kabiliyeti (temizleme).
Propolisin flavonoitlere benzer şekilde hidrolaz ve alkalen fosfatazı da içine alan birçok enzimi engellediği bildirilmiştir. Ayrıca streptococcus bakterilerinin bölünmesini uyaran glikoziltransferazları durdurmaya, iltihabî reaksiyonlarda myeloperoksidazın, ornitin dekarboksilazın, lipoksigenazın, tirosin protein kinazın aktivitesini ve araşidonik asit metabolizmasını engellemeye vesile olduğu gösterilmiştir. Propolis kullanan kişilerde zehirlenme belirtisine rastlanmamıştır. Yapılan toksikolojik değerlendirilmesinde, LD50 dozunun (bu deney farelerinde ağızdan saf propolis verildiğinde farelerin yarısını öldüren miktar demektir) 2.000-7.300 mg/kg arasında değiştiği rapor edilmiştir. Propolisteki önemli maddelerin başında gelen flavonoitler farelere ağızdan verildiğinde, LD50 dozunun 8.000-40.000 mg/kg arasında değiştiği bulunmuştur. Bu değerlerden ortaya çıkan sonuç; propolisin tabiî toksisitesinin (zehirliliğinin) oldukça düşük olduğudur. Yapılan çalışmalar sonucunda 60-70 kg ağırlığındaki bir insanın kg ağırlığı başına günlük emniyetle alabileceği propolis miktarı, en çok 1,4 mg veya ortalama günde 70 mg’dır. Astım hastalarında krize yol açabileceğinden alerji testi yapılmadan kullanılmaması gerekir. Eskiden kullanıldığı gibi günümüzde de kozmetiklerde ve cilt kremlerinde bunun kullanılabileceği ileri sürülmektedir. Son yıllarda propolisin insan sağlığına katkılarına ait çalışmalar, daha çok antioksidatif tesirlerine yönelmiştir. Canlı organizmaların oksidatif hasarlardan korumasında, yani antioksidatif tesir bakımından önemli bir rol verildiği, dolayısıyla canlılarda başlıca kanser, kalb-damar hastalıkları ve diyabet gibi rahatsızlıklara karşı kullanılabileceği ifade edilmektedir. Antioksidatif tesirler bakımından arı ürünleri birbirleriyle karşılaştırıldığında, propolisin en yüksek tesiri yaptığı bulunmuştur.

İnsan sağlığı ve propolis
Propolisin, immün sistemi uyararak hastalıklara karşı vücudun tabiî direncinin artmasına ve vücudun kuvvetlenmesine vesile olduğuna inanılmaktadır. Başlıca tesirleri arasında antiseptik (mikroptan arındırıcı), antimikotik (mantarlara karşı), bakteriyostatik (bakteri üremesini durdurucu), astringent (lokal olarak damarları daraltan faktör), spazmolitik (kas gevşetici), antienflamatuar (iltihap giderici), anestetik (sinir hassasiyetini azaltıcı) ve antioksidant (oksitlenmeyi veya moleküllerdeki bozulmayı engelleyici) özellikleri sayılabilir. Propolisin eskiden beri yaraların iyileştirilmesinde, dokuların yenilenmesinde faydalı olduğu, yanıkların tedavisinde, nörodermatitlerde, bacak ülserlerinde, sedef hastalığında (psoriasis), genitalis ve pruritus (cinsî rahatsızlıklarda) kullanıldığı rapor edilmiştir. Romatizma ve mafsal burkulması durumlarında tedavi edici olarak, ağız yıkama preparatlarının içine katılarak, diş macunu olarak, ağız iltihaplarının ve diş etlerinin tedavisinde kullanıldığı kaydedilmektedir. Kozmetik ürünlerde ve ilâçlarda (meselâ yüz kremlerinde ve losyonlarda) kullanılmıştır. Propolis ayrıca diş aralarını temizlemeye yarayan mumlu iplik yapımında kullanılır. Hem arının, hem de onun karnından çıkanların şifa olarak zikredilmesinde, düşünen toplumlar için Yaratıcı’ya işaretler vardır.
 Kaynaklar
- Burdock,G.A.1998. Review of the biological properties and toxicity of bee propolis. Food and Chemical Toxicology, vol.36, 347-363.
- Burda,S.,Oleszek. 2001. Antioxidant and antiradical activities of flavonoids. Journal of Agricultural and Food Chemistry,Vol,49, 2774-2779.
- Kumazawa,S.,Hamasaka,T.,Nakayama,T. 2004.Antioxidant activity of propolis of various geographic origins. Food Chemistry. Vol.84, 329-339.
- Nagai, T.,Sakai,M.,Inoue,R., Inoue,H.,Suzuki,N. 2001. Antioxidant activities of some commercially honeys,royal jelly and propolis. Food Chemistry,Vol.75, 237-240.
- http://www.jafra.gr.jp
 Dr.Ali İhsan Öztürk – Propolis Doğal Antibiyotik
 Karamum (Propolis); kanser, ülser, karaciğer ve bronşite savaş açıyor.
Arıların ürettiği propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir iyileştirici Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü Arıcılık Şube Müdürü Dr Ali İhsan Öztürk, halk arasında karamum olarak da bilinen propolisin, bal arılarının bitkilerin dal, gövde ve özellikle çiçek ile yaprak tomurcuklarından topladığı balmumu ve reçinemsi maddelerin karışımından oluştuğunu ifade etti.
 Propolisin tıpta ilacın hammaddesi olarak kullanıldığını bildiren Öztürk, eski doğu bloğu ülkelerinde ilaç kodeksine girmiş olmasına karşın batı ülkelerinde buna dahil edilmediğini, bu maddenin Asya, Avrupa ve Afrika’da “halk ilacı” olarak geniş bir kullanım alanı bulunduğunu belirtti.
 Ürünün koruyucu ve tedavi edici özellikleri nedeniyle insan sağlığı için çok önemli aktif bir madde olduğunu vurgulayan Öztürk, propolisin özellikle sindirim ve üriner sistem rahatsızlıklarının tedavisinde etkin sonuç verdiğini söyledi Öztürk, propolisin kanser, mide ülseri, cüzzam, kılcal damarların ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde, bronşit, ağız içi aft, yüksek kan basıncı, karaciğerin korunmasında olumlu etki yaptığına dikkat çekti.
 Dr. Öztürk;
“Propolis, bal ve yağ ile karıştırıldığında dış yaralar için mükemmel bir pomat oluşturur Bu ürünün antiromatizmal etkisi de saptanmıştır Propolis, içerdiği sağlık yönünden çok önemli aktif maddeler nedeniyle genel vücut direnci ve sağlığının korunmasında ve alternatif tedavide gittikçe daha çok yer bulan emsalsiz bir maddedir”

Doç.Dr. Recai Oğur – Propolis Gripten Korur mu?
Son günlerde, gribal enfeksiyonlardan korunmada üzerinde en çok durulan doğal maddelerden birisi de propolistir. Arılar tarafından üretilen ve doğal bir reçine olan propolisi arılar, temel olarak kovanlarının inşaasında ve onarımında kullanmaktadırlar. Ülkemizde farklı isimlerle de bilinen propolis geçmişteki medeniyetler tarafından da sağlık ve sağlık dışı çeşitli amaçlarla yaygın olarak kullanılmıştır.

Sağlıkla ilgili olarak bir çok özelliğinden bahsedilmekle birlikte özellikle soğuk algınlığı ile ilgili etkileri bugünlerde ticari olarak ön plana çıkarılmaktadır. Yapılan bazı bilimsel çalışmalarda, propolisin virüsler tarafından neden olunan soğuk algınlığı olgularında etkili olduğu ortaya konmuştur.
Yine bazı çalışmalarda propolis burun spreylerinin, çocuklarda burun akıntısı, burunda tıkanıklık ve yüksek ateşle seyreden burun ve boğaz enfeksiyonlarında faydalı olabileceği gösterilmiştir.

Konuyla ilgili olarak yapılan en kapsamlı araştırma İsrailli bilim adamları tarafından gerçekleştirilmiştir. Araştırmada; 1-5 yaş arasındaki 430 çocuktan 215′ne kış döneminde 12 hafta süreyle, hergün ekinezya + propolis + vitamin C karışımı verilmiş diğer 215 çocuğa ilaç içermeyen sıvı verilmiştir. Çalışma sonucunda ekinezya + propolis + vitamin C karışımı verilen çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu görülme sıklığında %55 azalma, üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanma sayısında %50 azalma ve enfeksiyona bağlı yüksek ateşin devam etme süresinde %62 azalma tespit edilmiştir. Hasta olarak istirahat edilen gün sayısında da önemli derecede azalma gözlenmiştir. Bu karışımın uygulandığı çocuklarda az sayıda ve hafif düzeyde, geçici yan etkilere rastlanmıştır [Kaynak 1].

Japonya’da yapılan bir çalışmada; grip virüsü ile hasta yapılan farelere 7 gün süresince günde 3 kez 10mg/kg propolis verilmiş ve farelerde gribe bağlı kilo kaybının ve diğer grip belirtilerinin hafiflediği ve akciğerlerdeki virüs miktarının azaldığı gözlenmiştir [Kaynak 2]. Ancak bu etkiler incelenen 13 propolis ürününün tamamında değil bazılarında tespit edilmiştir.

İtalyan araştırmacılar tarafından yapılan diğer bir çalışmada da propolis çeşitli mikroorganizmalara karşı test edilmiş ve solunum yolu enfeksiyonu yapan mikroplara karşı önemli derecede etkili olduğu saptanıştır. Ancak bu çalışma da insan veya hayvanlarda değil, doğrudan mikroorganizmalar üzerinde yapılan bir çalışmadır [Kaynak 3].

 Bulgar araştırmacıların yaptığı bir çalışmada da incelenen tüm propolis ürünlerinin gram (+) bakteri ve mantarlara karşı son derece etkili olduğu ve bir çok propolis ürününün virüslere karşı da etkinlik gösterdiği saptanmıştır. Araştırmada sıcak bölgelerden ziyade, özellikle ılıman bölgelerden elde edilen propolisin daha etkili olduğu gözlenmiştir [Kaynak 4].
Yine Bulgar araştırmacılar tarafından yapılan diğer bir çalışmada propolisin içinde bulunan isopentyl ferulate isimli maddenin influenza A virüsüne karşı son derece etkili olduğu gösterilmiştir [Kaynak 5].
Propolisin bağışıklık sistemini aktive ettiğine yönelik olarak da çeşitli araştırmalar bulunmaktadır.

Ancak tüm bu araştırma sonuçlarına rağmen propolisin grip durumunda etkili olduğunu veya gribe karşı koruyucu olduğunu kesin olarak ortaya koyacak klinik kontrollü çalışmalar bulunmamakta ve “propolis gribe karşı koruma sağlar” denilememektedir.

Uyarılar
1. Piyasada satışa sunulan propolis ürünlerinin hemen hepsinin üretiminde etil alkol kullanıldığından çocuklarda ve hamilelerde kullanımı konusunda dikkatli olunmalıdır.

2. Propolis duyarlı kişilerde alerjik etki gösterebilir.

3. Bugüne kadar propolis kaynaklı zehirlenme veya toksik etki bildirilmemiştir. Ancak ağız yoluyla (çiğnenerek, eliksiri içilerek) alındığında ağız içi bölgelerde tahriş yapabilir.

4. Yukarıdaki araştırmalara dikkat edildiğinde incelenen propolis ürünlerinin hepsinde değil, araştırma kapsamındaki bazı ürünlerde etki saptanmıştır.

Kaynaklar:
[1] Effectiveness of an herbal preparation containing echinacea, propolis, and vitamin C in preventing respiratory tract infections in children: a randomized, double-blind, placebo-controlled, multicenter study.
Cohen HA, Varsano I, Kahan E, Sarrell EM, Uziel Y.
Arch Pediatr Adolesc Med. 2004 Mar;158(3):217-21.
[2] Anti-influenza virus activity of propolis in vitro and its efficacy against influenza infection in mice.
Shimizu T, Hino A, Tsutsumi A, Park YK, Watanabe W, Kurokawa M.
Antivir Chem Chemother. 2008;19(1):7-13.
[3] In vitro antimicrobial activity of a novel propolis formulation (Actichelated propolis).
Drago L, De Vecchi E, Nicola L, Gismondo MR.
J Appl Microbiol. 2007;103(5):1914-21.
[4] Antibacterial, antifungal and antiviral activity of propolis of different geographic origin.
Kujumgiev A, Tsvetkova I, Serkedjieva Y, Bankova V, Christov R, Popov S.
J Ethnopharmacol. 1999 Mar;64(3):235-40.
[5] Anti-influenza virus effect of some propolis constituents and their analogues (esters of substituted cinnamic acids).
Serkedjieva J, Manolova N, Bankova V.
J Nat Prod. 1992 Mar;55(3):294-302.
Doç.Dr. Recai Oğur

0 yorum:

Paylaş

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites